30 Aralık 2007 Pazar

Keyifli Bir Pazar Gününde Arılık Ziyaretleri

Geçen haftalarda İstanbul'da yaptığımız küçük buluşma organizasyonu bir çok arıcı arkadaşımızın dikkatini çekti. Kişisel sohbetlerimizde kendilerini niye çağırmadığımız konusunda hafif yollu sitemler de oldu.

Bu durum aramızdaki muhabbetlerde daha geniş katılımlı, bir haftasonunu kapsayan içinde eğitim programlarının da bulunduğu bir organizasyon fikrini doğurdu.

Bu haftasonu eğer bu organizasyonu gerçekleştirme imkanı bulabilirsek izlemeyi düşündüğümüz güzergah üzerinde küçük bir tur yaptık. Havanın erken kararması nedeniyle uğramayı düşündüğümüz bazı yerlere de gidemedik.


İstanbul Kağıthane semtinden yola çıkarak, Kemerburgaz üzerinden Terkos gölü kenarındaki Balaban Köyüne doğru yol alıyoruz. Arıcı arkadaşımız Adem Erdemin arılığı Balaban Köyünde. Kemerburgazı geçtikten sonra Karadeniz iklimi kendini hissettirmeye başlıyor, ormanların ortasında böyle küçük göl manzaralarına şahit olunuyor.



Burası Tayakadın mevkiinde arıcı Vasfi Çelik'in arılığı. Etrafı çevrili ve arıcılık için çok uygun bir alan. Soldan sağa, Vasfi Çelik, Babaeskili Murat kendisi arıcı değil ama arıcılığa çok meraklı, Osman Ünal, Adem Erdem, Mustafa Kabaoğlu.

Arılık kitaplarda anlatılan ideal arılık yerlerine çok benziyor. Kuzey tarafı kapalı, rüzgardan korunaklı. Ön tarafı güneye bakıyor ve arıların uçuş hattı açık. Arkada görülen ağaçlar ise Akasya. Etrafta bol miktarda akasya ve ıhlamur ağacı varmış.

Yer konum itibariyle çok ideal olmasına rağmen, Arıcı Vasfi arkadaşımızın bir takım uygulamalarına eksi puan verdik ve arı bakanına şikayete karar verdik. Adem abi ihtarını verdi, bir dahaki ziyaretimize kadar durumu düzeltmezse Mustafa Hoca tek ayak üzerinde durma cezası verecek.

Ortam nemli kovanlar boyasız olmasına rağmen, kovanlar yerden kaldırılmamış. Bu kovanların dip tahtasının durumunu tahmin edebiliyorsunuzdur.

Malzemeler ortalıkta dağınık halde, petekler yerlerde. Arılığa ilk girildiğinde malum arı zararlısının ortalığı dağıttığı kanaati oluşuyor.

Bu gölcük de arılığın tam karşısında, Ördek, Karabatak bilimum kuş türleri var. Yayın, Sazan, Turna ve Alabalık da yaşıyormuş.



Arılıktan ayrılırken yolunu şaşıran bir arı.

Burası Balaban köyüne yaklaşırken Terkos gölü. Arkada görülen kısım ise Karadeniz. Göl ile Deniz arasında az bir mesafe var.

Balaban Köyünün girişi, oldukça ihtişamlı bir köy girişi.

Adem Erdemin arılığındaki baraka. Her arılıkta bulunması gereken faydalı bir araç.

Barakanın önünden arılığın olduğu arazinin görünüşü. Etrafı çevrili emniyet tedbirleri alınmış.

Burası da Adem Erdemin arılığı. Kovanlar yerden yükseltilmiş, hepsi boyalı tertemiz. Etraf düzenli tertipli.

Arılığın arkası kuzeye, önü güney yönüne bakıyor. Arkadaki doğal örtü Kuzeyden esen rüzgarlara doğal perde görevi görüyor.

Güney yönünden, göl tarafından esen sert rüzgarları önlemek için de, arılığın ön tarafına rüzgar perdesi yapılmış.

Balmumu eritme kazanı. Çift cidarlı, dış kazanda su kaynıyor, iç kazanda balmumları eriyor.



Bu da ana arı verme çıtası. Yurtdışından getirilmiş. Adem Erdem değişik ekipmanları imal etmeye ve kullanmaya çok meraklı bir arkadaşımız.

Üzerindeki şeffaf kapak kenara çekilerek açılıyor. Eğer ana arı verilecekse sağ taraftaki geniş hazneye konuyor. Çıtanın yan tarafındaki delik kek ile kapatılıyor. Eğer ana memesi şeklinde verilecekse, meme sol taraftaki deliklere konuyor.

Çıtanın kapağının kapanmış hali.

Arılığın manzarası güzel, uzak tepelerde villalar ve turistik oteller var.

Bu da akşamüstü gölün manzarası. Gün batımı ve gün doğumu çok güzel oluyormuş. Ama biz o vakte kalamadık.

Yakında orman içinde başka bir arılık. Sahibini göremedik. Gördüğünüz gibi güvenlik tedbirleri en üst düzeyde alınmış. Allah nazardan saklasın.

Kovanlar boyasız, yağmurdan korumak için bir çoğunun üzeri bu şekilde örtülmüş.

Bu kovanların özelliği yapan ustanın eskilerden olması. Tahtaların kalas şeklinde biçilmesi dışında hiçbir elektrikli alet kullanılmamış. Kovan boylarının kesilmesi, çıta lambalarının açılması hepsi elle yapılmış. Çerçeveleri de elle keser kullanılarak yapılmış ama göremedik.

Bu kovana dadanan bir farenin marifeti olmalı. Henüz içeri girememiş ama kendine giriş deliği açması yakındır.

Kamalı dip tahtasını isim olarak duymuştum ama kendini görmemiştim. Bu kamalar dip tahtasını sıkıştırıyor. Kamayı çıkarınca dip tahtası yerinden oynatılıyor ve çekmece gibi öne çekilebiliyor. İlkbaharda dip tahtası temizliği için çok elverişli bir sistem.

Osman Ünal içi su dolu kabı görünce, arılar burda boğulur diyerek kurumuş eğrelti otlarını suyun içine koyarak arıların güvenli su içebileceği hale getirdi.

Bu da doğal kütük kovan. Ormanda bulunan kütük kesilerek içindeki arılar kovanlara aktarılmış olmalı.

Düşündüğümüz organizasyonu gerçekleştirebilirsek, bu manzaraları hep birlikte görmek dileğiyle.

2 Aralık 2007 Pazar

Şehir Arıcılığı

Büyükşehirlerde yaşayan arı meraklıları yer bulamamaktan muzdariptir ve bu yüzden içindeki hevesi gerçekleştirmeyi emeklilik günlerine bırakmayı tercih eder.

Ama bazı arı meraklıları için şehirde yaşıyor olmak, arıcılık yapmaya engel değil. İstanbul Güzeltepe semtinde yaşayan Enver Sarıoğlu da şehir içinde arıcılık yapma imkanı bulanlardan.

Evin yanındaki boş arsa arıları koymak için ideal bir yer. Arıların burda oluşundan komşular da rahatsız değilmiş. Bahçedeki karalahanalar da Enver beyin yöresi hakkında fikir veriyor olsa gerek.

Arıcılar arılıklarında modern kovanların yanında, bir kaç tane de karakovan bulundurmayı ihmal etmiyorlar.

Doğal peteklerin formu ve kış salkımının şekli.



Enver Sarıoğlunun deposunda gördüğümüz petekli bal taşıma sandığı.



Bu arılık da yine İstanbul Alibeyköy'de hemen Haliç'in kıyısında. Şehrin merkezi bir yerinde böyle bir arılık olması gerçekten şaşırtıcı. Ana yola yakın bir yerde olmasına rağmen, fidanlığın içinde olduğu için gelip geçerken göze çarpmıyor.

Özellikle Karadeniz kökenli arıcıların arılıklarında fıçı tipi karakovanlara her zaman rastlamak mümkün.

Arıların salkıma girmesiyle birlikte işler azaldığı için, havanın güzel olduğu günlerde bu manzarayı her arılıkta görmem mümkün. Demli çay ve arı muhabbeti kış boyunca insanı arıcılık duygusundan uzak tutmuyor. Soldan sağa, Mustafa Kabaoğlu, Adem Erdem, İbrahim hoca ve Bahattin amca.

10 Kasım 2007 Cumartesi

Saldım Çayıra Mevlam Kayıra Arıcılığı

Hayatta değişmez bir kural var, bugün yaptığımız küçük ihmaller yarının büyük problemleri olarak karşımıza çıkıyor.

Ramazan, Bayram, Kongre, İşler derken arılığa gitmeyeli uzunca bir süre olmuş. Geçen hafta gidip bir bakayım dediğimde ihmalden kaynaklanan problemleri de görmüş oldum.



Arılığa gitmediğim süre içinde arada yağmurlar yağdı. Kapak üstü sacla kaplı olmasına rağmen kenarlardan su almış. Sacın altındaki MDF plaka sünger gibi suyu çekmiş ve şaşırtıcı derecede küflenmiş. Kapağı kaldırdığımda ilkönce örümcek ağı zannettim.



Eylül ayında yağmacılık ve eşekarısı saldırılarına karşı zayıf görünen kovanların girişlerini daraltmıştım. Ama arılar durumdan sıkılmış ve icabına bakmış. Küflü kapak da bu kovana ait.



Bu fotoğraf da Murat Dönerin bir kovanından çekildi. O da uzunca bir süre bakmamış, kovan yalancı anaya kaçmış. Birçok normal kovanda böyle yavru yok :) Mübarek, erkek arıları fullemiş neredeyse.

video

3 Kasım 2007 Cumartesi

Gıda Fuarındaydık

İnternet üzerinden muhabbet kurduğumuz arıcılarla gerçek dünyada da tanışmak için önümüze çıkan fırsatları hiç kaçırmıyoruz.

İstanbul CNR Fuar Merkezi'nde düzenlenen Gıda Fuarı da bu açıdan bizim için bulunmaz bir nimet oldu.

Soldan Sağa, Ali Türk, Murat Akın, Muhteşem Turunç ve Asımkadıoğlu. Ben Murat Akın ve Muhteşem Turunçla ilk defa karşılaştım.

Ekibe daha sonra Adana'dan Ömer Salcan eklendi. Ömer Salcan da internetten tanıştığımız arı dostlarından.

Bir dinlenme molası ve yorgunluk çayını hakettik. Çaylar Muhteşem Turunç Abimizdendi. En sağda görünen yine MSN'deki arıcılık sohbetlerimizin gediklilerinden İsmail Taşer.

Bulgur pilavı hakikaten çok lezzetliydi. İsmail Taşer niye yemiyor diye merak etmeyin. Biz ilk tabakları bitirdik, resimdekiler ikinciyi götürüyor.

Arı Bakanımız Ali Türk fuar standlarında da denetimlerini sürdürdü. Gördüğü aksaklıkları ilgililere bildirdi. Stand görevlisi bayan sayın bakanın denetlemesinden oldukça heyecanlanmışa benziyor.

Sayın bakanımız bu arada kameranın objektif kapağı takılı halde çekim yapmaya çalışan bir kameramanı da uyardı. Biz gülmekten olayı çekmeyi unuttuk.

Arıcılık muhabbeti yaptığımız bir stand görevlisi arı yemi olarak kullanmak üzere 1 kova Fondan Şekeri hediye etti. Şekeri paylaştırma görevini de Muhteşem Turunç üstlendi.

Yani arıcılar olarak sadece kendi ağzımızı tatlandırmadık, arılarımızın hakkını da aldık.

29 Temmuz 2007 Pazar

Türkiye Bal Üretimine Minik Bir Katkı

Ali Türk kendisine yapılan bal ihracatına darbe vurma suçlamalarını boşa çıkarmak ve ülkemizin yıllık bal üretimine minik bir katkıda bulunmak için elinden gelen herşeyi yapıyor. Kendisini haksızca eleştirenlere ithaf olunur :)

Ben şimdiye kadar ruşet kovanları arı bölmeye ana arı üretmeye yarıyor zannediyordum. Ama yanılmışım.

Bu ruşetlerde aslında bal da üretilebiliyormuş. Vay be bazı arkadaşlarımızın deyimiyle çakmışlar balı.

Ful ballı çıtaların sırları itina ile kesiliyor.

Bu iş de ayrı bir ustalık gerektiriyor, bıçağı tutuş açısı çok önemli.

Çerçevelerden kesilen bal TSE standartlarına ve gıda nizamnamesine uygun ambalajlar içine konuyor. Samanlardan oluşturulan hijyenik tampon bölgeye de dikkatinizi çekerim.

O da ne, Ali Türk güzelliğine dayanamadı ve balı götürüyor. Bak şimdi bu olmadı işte, sizin gibiler yüzünden yine yıllık bal üretimimiz düşük kaldı. Bir de sır kesme amacıyla kullanılan bıçağın çatal yerine de kullanılması adabı muaşaret kurallarına aykırı.

(Ali Türkün canı malum mail yüzünden çok sıkılmış, belki yüzünde bir tebessüm olur diye böyle bir senaryo yazdım. Ruşetteki balların sırlarını kesmenin amacı, orada yetiştirilecek ana arıya yumurtlama alanı açmak.)